Adalet ve Zillet Mülkün temeline konulan ve kesin hükümlerle emredilen adalet bir ülkeyi yükselttiği gibi o öyle değerli zümrüt bir tacdır ki başına konulan adamı da yüceltir. 20 Şubat 2012 Pazartesi 01:25
Mülkün temeline konulan ve kesin hükümlerle emredilen adalet bir ülkeyi yükselttiği gibi o öyle değerli zümrüt bir tacdır ki başına konulan adamı da yüceltir.O tacın görünmezliği yönetici olan hiç kimseyi kandırmasın,gerçeklerin en ince ayrıntısına kadar göründüğü günlerin geleceğini bilen ve ona göre hareket edenler o tacın ışıltısıyla dirilirler.
O tacı takanların yüceldiği kadar onu yok etmeye kalkışanlar, hakkı zayi edenler de evvel ve ahir zillete düşmeye mahkumdurlar.Makamınız, mansıbınız,kartvizitiniz ne olursa olsun adaletten ayrılanların yeri zilletdir.Kur’an-Kerimin tabiriyle aşağıların aşağısıdır.
Bu gün ülkemizde yolu mahkemeye düşenler için bu kavram ne kadar acil ve gerekli ise amir pozisyonunda olanlar için de emri altında çalışanlara yaptıklarımuamele verdikleri emir talimatlarla damaiyetindeki insanlar için de o kadar acil ve gereklidir.
2012 Türkiye manzarasında gözümüze takılanlar bizlere yeniden adaleti ve teraziyi hatırlattı.Bir kaç yıl önce la yüs’el olduğunu sananlar,onların muhipleri artık görmüşlerdir ki adalet karşısında hiç kimse la yüs’el değildir,olmamalıdır. Kanunlar herkese bi la istisna uygulanabilmeli,bu ülke sınırlarında yaşayan her bir fert yaptıklarının hesabını vermeli,beratına karar verilenler izzetle yaşamına devam ederken,suçlu bulunanlar da elbette işledikleri cürümlerin cezasını çekmelidir.
Adalet ile hükmedenler Fatih olur.Kanuni olur,Yavuz olur.Kılıcına El – Kadir,El Muktedir olan Allah’ın gücü dokunur.Gittikleri her yerin kapıları sonuna kadar açılır ve yedi kıta, dört iklime ferman yayınlayan cihanşah olur.
Adaletin kaynağı Allah’tır.El Adl ismi ile yarattıklarının tamamına hükmettiklerini adaletle hükmeder.Allah’ın fermanı ile kendini besleyen ve onunla deruni bir ilim arayanlara elbette ki Allah çağ açtırıp-çağ kapattırır.Ona övgüyü sevgilim ,Habibi’m dediği Peygamberin dilinden yaptırır.Teb’ası ermeni,rum,vs.de olsa arasında adaletle hükmeden bir Mehmet o yüce resulün övgüsüne mazhar olacak Fatih olur.Meşhur bir tarihi Şeref Levhasıdır anlatılır:
Çağ kapatıp çağ açan kudretli Padişah, Ermeni bir işcinin şikayeti üzerine, sanık sıfatıyla Kadı’nın huzuruna çıkartılır. Padişahlık zırhını bir kenara bırakmış, sade bir insan olarak ayakta, Kadı’nın kendisi hakkındaki hükmünü bekliyor koca Fatih. Derken karar açıklanmıştır.: Fatih’in eli kesilecektir! Koskoca, kudretli, devletlü, Dünyanın bir numaralı devletinin başının eli kesilebilir miydi? Böyle bir karara imza atacak kadar cesur hakimler var mıydı? Ama doğruydu, padişahın eli kesilecekti.
Gönüllerin Fatih’i, bırakın karara itiraz etmeyi, kadıya: “Eğer ben, padişahım diye adalete zıt bir karar verseydin, vallahi şu kılıcımla boynunu uçururdum” deyivermişti. Sosyal adaletin verdikleri adil kararlarla gerçekleştiğinin farkında olan şanlı Osmanlı Kadısı da, masasının altındaki topuza işaret ederek: “Padişahım! Siz de eğer ben Padişahım diye kayırma yapmamı isteseydiniz, şu topuzumla kafanızı ezmekten çekinmezdim” deyivermişti. Bu anlar zamanın durduğu anlardı! İşte Fatih’i Fatih yapan bu kareydi. Sadece maddi anlamda değil; insan-ı kamil olma noktasında da cihan padişah’ı olabilmesiydi, O ve O’nun gibileri ölümsüz yapan.
Bir de bu güne bakarmısınız…
On yılda bitirilemeyen davalar…
Zaman aşımından düşen dosyalar…
Komplo ve kurgu içinde brife edilmiş yargıçlar…
Al aşağı edilen başbakanlar…
Hatta ve hatta idam sehpasına gönderilen başbakan ve bakanlar…
Dededen toruna kalan davalar…
Vicdanla cüzdanların arasına sıkışanlar…
Adaleti yerine getirmesi gerekenlerden adaleti çığırından çıkartan yaklaşımlar…
Yok edilen deliller…
Deli yerine konulan Millet…
Ülkenin kimi yerlerine tevafuken vurulan kazma kürek darbeleri ile faş olan yargısız infaza uğramış insan kemikleri…
Yargıç değil, militan arayanlar…
Bütün bunların işbirliği..
Ve…
Karartılan görüntüler…
Düşürtülen binekler…
Gizlenen raporlar…
Dağlara saçılan, savrulan insanlar…
Ulaşmayan,ulaştırılmayan yardımlar…
Uygulanmayan ve sümen altı edilen kararlar…
Yargısız infazlar…
Kaza süsü verilmiş faili meçhuller…
Ağlayan analar…
Ağlatılan bebekler…
Yüz yıllardır dokunulamayan ,seçkinler…
On yıldır ülke dışında ellerini sallayarak dolaşan yüzsüz , harami, kaçkınlar…
Adalete düşürülen marazlar…
Güneş parlaklığında görünen ve gösterilen hak ve gerçekler…
Milletin ma’şeri vicdanında makes bulan hiç kimsenin duymak istemese de insanlığın kulağınıniçinde ve kalbinde çınlayan ses…
Şüphe yok ki o ses adil vicdanların sesi…Milletin sesinin ta kendisi…
İşte Fatih ,Kanuni,Yavuz adaleti ile ümmetin övgüsüne mazhar iken,adaletin tesisi için kılını kıpırdatmayanlar,hak ,hukuku tanımayanlar ,bu milletin lanetine mazhar olabilirler.
Her kim olursa olsun bu gün bu adaletin tesisi için çabalar görmek gelecekle ilgili bu ülke insanını ümitvar kılmaktadır.
Çocuklarımıza gerçekten adaletle hükmedilen bir ülke bırakma çabaları içinde olan bu çabaya katkı sunan herkese gönülden alkışlar…
Adaletin adavete dönüştürülmemesi , kardeşliğimizin kaim olması dileklerimizle…
Bu sitede yayınlanan içeriğin her hakkı Yüce Türk Milletine aittir.Kaynak gösterilerek yayınlanması hüsn-ü zandandır.2009-2011 Yazılım:Haber Sitesi Kur