Akbabaların Dilleri Bu günlerde gerçek anlamda hukuki bir cevaba ihtiyaç duymaktayım.Zihnimdeki soruların cevabı yok.Türkiye’de yıllardır iktidar ve o iktidarı elinde bulunduranların değişmesine rağmen ,işlerin genel işleyişi ile ilgili bir değişiklik yok.
26 Aralık 2011 Pazartesi 00:45
Bu günlerde gerçek anlamda hukuki bir cevaba ihtiyaç duymaktayım.Zihnimdeki soruların cevabı yok.Türkiye’de yıllardır iktidar ve o iktidarı elinde bulunduranların değişmesine rağmen ,işlerin genelişleyişi ile ilgili bir değişiklik yok.
Kanunların uygulanması ve hakların hak sahiplerine teslimi ile ilgili bundan 10-20 sene önceki işleyiş nasıl idiyse aynı düzen devam etmektedir.Sineler kanun çitine takılıp kalırken güçlüler her hal ve şartta çitleri yırtıp,delip geçme imkanını bulup,ibreyi kendinden tarafa döndürüyor.Değişen ise sadece figürler,insanlar.
Her devir kendi müteahitini,hırsızını,arsızını,soysuzunu yaratıp,onları beslerken vatandaş yine yasaların engellerine sinek gibi takılıp kalıyor.
Halk içinde bu sorunun cevabını sorduğunuzda onlar yılların süzgecinden geçirerek aslında pratik olarak cevabı veriyorlar.Onların cevabı son derece açık.:”Hamam aynı,tas aynı,kurna aynı,su aynı,sabun aynı ,aynı.Değişen sadece Tellaklar..”
Zihinsel olarak düşündüğünüzde gerçeğin bu kadar açık ve veciz ifadesine başka dillerde ve milletlerde zor rastlanır.Hamam yanı ülke aynı,tas aynı,sadece tellaklar değişti.Biz 1970-80’li yıllardan beri aynı şeyleri aynı manzaraları aynı haksızlıkları aynı duyarsızlıkları yaşamaktan bıktık usandık ama tellakların milletin sırtını ovma,sabunlama kirden pastan arındırma metotları değişmedi.Değişeceğe de benzemiyor.
Çağımızın güçlü şairi Sayın KARAKOÇ bir dörtlüğünde cevap arıyorum diyerek böyle sesleniyor.
Cevap Arıyorum
“Hukuki bir cevaba ihtiyaç duymaktayım Kurt kuzuyu boğmadan gider kime danışır? Uykularım kaçıyor, tarifsiz meraktayım Leş yiyen akbabalar hangi dilden konuşur? .. “
Bu ülkede gerçekten yıllardır kafasına kuzuyu yeme fikrini koyanlar ,bazen ağababalara danışarak,bazen da hiç danışmadan kuzuların canına okuyorlar. Kurtların en mahir yanları ise bu ziyafete hukuki veya bürokratik bir kılıf bulmadaki becerileri.
Geçtiğimiz yıllarda bir açık oturumda bir söz geçmişti ve gerçekten Türkiye Manzarasına öyle oturmuştu ki…
“Türkiye Havyarı çöpe atanlarla çöpten ekmek toplayanların ülkesi…”
Manzaraya bir bakınız.Bir gece oturumunda emekli maaşını 8000TL yapan Milletvekili…
Aynı yasa ile fakirin ilaç katılım bedeline zam yapıyor.Reçeteyeüç ilaçtan fazla yazılan her bir ilaç için ek 1 tl ödeme getiriyor.Memura işçiye köylüye yok,bütçe dengelerini sarsar teralerei,kendilerine gelince on beş dakikada8000 TL maaş ödeme yasası..
Milletvekilerine emekli olabilmeleri için iki yıl vekillik yapmaları yeterken,memur işçi on beş yıldan önce istifa eder ve devletten ayrılırsa ona emekli ikramiyesi ödenemez …kuralı getiriliyor.
Ne diyelim.Aylardır günlerdir söylüyoruz.Zulüm ile abad olunmaz.Zulüm ile abad olanların ahiri berbad olur.Bu gidiş tıpkı ANAP’ ın son yıllarının gidişidir.Kanatlanan karıncanın zevali yakındır.Fakirin fukaranın hakkını(leş) yiyenlerin sayısı artmıştır.Onların hangi dilden konuştukları aslında ay gibi güneş gibi de açıktır.Menfaat dili konuşurlar.
Beni korkutan ise tüm bu olup –bitenlere toplumun ve özellikle STK ların sessizliğidir.Bu sessizliğin hayra alamet olmasını dilemekten başka çaremiz de yok.
Zihinlerimizi okulda askerde,işyerinde hizaya sokmaya alışmış eli sopalılara tepki göstermek cesaret ister.
Bu sitede yayınlanan içeriğin her hakkı Yüce Türk Milletine aittir.Kaynak gösterilerek yayınlanması hüsn-ü zandandır.2009-2011 Yazılım:Haber Sitesi Kur