Aralık Ayında Bir Gül Bismillahirrahmanirrahim....
Hakk yolunu tutmuş , Hakk yolunun leşkerini korumuş , Hakk yoluna hak olmuş bağımsızlık savaşçısına selam olsun.Fatihalarım O münevverin , zaten nurdan parladığına inandığım tacına küçük bir mercan taş olsun.Ve bu biçare , o muazzeze kurban olsun...)
27 Aralık 2011 Salı 02:16
Rahmet ağacından meyve düşüyordu toprağa.Meyvelerden toprağa iksir-i can sızıyordu.Rüzgar o gün anlaşmıştı , yaşamı misalleyen ağaçlarla.Ağaçlar o gün yaprak dökmüyordu.Sarı yüzlü hava kanlanmış , karanlık bulutlar terk-i diyar eylemişti.Sanki genç kız bahar , şarkı söylüyordu koşarken.Oysa gelin mevsimin düğününün ilk saatleriydi bu ay. Düğüne bir hediye idi, güzel kırmızı gül.Böyleydi aralık ayında İstanbul.
Emine Ana yumuşak bir el hamlesiyle kopardı o güzel gülü, Tahir Efendi’ye uzattı. Tahir Efendi asûde, okşadı gülün kadife tenini. Kulağına eğildi, “Ragıyf” diye fısıldadı. İtaatkar Emine , Tahir’e gülümsedi. Tahir ve Emine can suyu verdiler, toprak serptiler bu güzele.
Bu güzelin adı Ragıyf, oldu halk dilinde adı Akif. Dört yaşında Emir Buharî Mahalle Mektebi’ne oradan da Fatih İbtidâîsi’ne gönderildi. Akif sabırlı, mert, çalışkan bir çocuktu.Okulunun yanı sıra babasından Arapça öğreniyor , aynı zamanda Mühürdar Emin Paşa’dan ders alıyordu.1882’de Fatih Merkez Rüşdiyesi’ne başladı.Bu zamanlarda hem Arapça’ya devam etti hem de Es’ad Dede’den Farsça dersler aldı.
Akif başkaydı.Öğrendiği her şey azdı.O’na yetmiyordu.Sırlar deryasından katreler yağıyordu üzerine.O ise deryaya ulaşmak istiyordu.Rüştüye yıllarında hayatının mihenk taşı olacak olan şiire kavuştu.Bu alanda okuduğu ilk şiir; Fuzulî’nin Leyla ve Mecnun’u oldu. Çocukluğu böyle geçti.Geçen her ömrü tarih sayfasına şanlı bir yaprak olarak katıldı.Şanlı yapraklar O’na “Çocukluğumda, evet, bahtiyar idim cidden, harimi ailenin farkı yoktu cennetten” dedirtti.
Rüştüyeden sonra Mülkiye İdadisi’ne gitti.1888’de babası Tahir Efendi’yi Hakk’a uğurladılar. Müstakîm bir üstâd-ı Kâmil’in vefatı öğrencilerinde ve ailesinde büyük bir teessüre yol açtı.Tahir Efendi ile Mühürdar Emin Paşa arasında iyi bir dostluk tecessüs etmiş idi.Tahir Efendi’nin ebediyete yolculuğundan sonra Tahir Efendi’nin emanetine Mühürdar Emin Paşa sahip çıktı.Akîf yüreğindeki acıyı sabırla dindirmeye çalışırken , yüreğindeki yara neşterle büyütülüyordu.Sınav dünyasında sabrı sınanıyordu.Evlerinin yanması Akif’i derinden etkiledi.Ancak O imanı kuvvetli nefer , ruhunda da bu sancıyı dindirdi.Biliyordu , bu dünyaya niçin geldi…
1889’da İdadi’yi bitiren Akif , Baytar Mektebi’ne geçti.Bu tercihi yapmasında etkili olan unsur , ailesinin maddi sıkıntı çekmesiydi.Akif , bu yıllarında da şiirle ilgilenmeye devam etti.Artık şiiri yalnızca okumuyor , üzerine konuşuyordu da.Yazdığı manzum eserler insan ruhunu semâya çıkarıyordu.
Akif , 1893’de okulunu birincilikle bitirdi.Bir yandan görevini yapıyor , bir yandan Fransızca öğreniyordu.Akif yaptığı her işe Bismillah’la başlıyor , her işi Elhamdülillah’la bitiriyordu.cihandaki tek ebed ( ! ) ve ezel kitabı hafızasına almış , hücrelerine işlemişti.O gökten inmiş bir tabirsiz cismdi..
Akif’in ilk gazeli 28 aralık 1893’te Hazine-i Fünun’da çıktı.Yayınlanan eserlerinin devamı geldi.Eserleri , okuyanda derin izler teşekkül ediyordu.Eserleri , Hazine-i Fünûn dışında Mekteb ve Maarif mecmualarında , Gayret gazetesinde yayınlandı.Pek çok eserini de Resimli Gazete’de verdi.Ve daha pek çok gazete ve dergide manzum eserleri yayınlandı.
Akif yirmi beş yaşında evlenmiş ve Hakk Teala O’na , altı mücevher nasip etmiştir.Ancak vatan aşkıyla kavrulurken bedel ödemiş ve ailesine gerektiği gibi zaman ayıramamıştır.Varlığını , Türklüğe armağan etmiştir.
Vatan ve milletin zor günler yaşadığı bu dönemde Akîf , İttihat ve Terakki Fırkası’na kayd olmuştur.Kişilerin yanlışlarına destek vermemiş , topluluklara anlatmış , onları eğitmiştir.Ömrünü , vatanı ve milleti uğruna çabayla geçirmiş kutlu bir savaşçıdır.
Memleketin zor günler yaşadığı zamanlarda halka moral vermiş , onları güçlü hitabıyla kuvvetlendirmiştir.
Maarif Vekaleti , 7 Kasım 1920’de , büyük ödüllü İstiklal Marşı yazma yarışması düzenlediğini gazetelere bildirmiştir.Akif’in de haberi olmuştur ancak asla böyle bir yarışmaya katılmayı aklından geçirmez.Çünkü İstiklal Marşı , bağımsız olmalı gönülle olmalıdır.Araya sebep girmişse , yazılan marşın gönülle hasıl olması mümkün değildir.
Yarışmaya gelen eserler incelenmiş , Maarif Vekili Hamdullah Suphi ve arkadaşları tesirli eseri bulamamış, Akif’e gitmişlerdir.Akif’in kabul edeceği bir durum değildir.Milli Marşın para karşılığında yazılamayacağını söyleyerek onları geri çevirir.Milli Marşımızı ancak Akif’in yazacağına inanan Hamdullah Suphi , para ödülünün verilmeyeceğini söyleyerek ikna eder.Ve Akif , yazmaya başlar , Tacettin Dergahı’nda o kutlu eseri.
Duvarlara kazır , kağıtlara döker gönlünden coşkun seli.Öyle hitap eder ki düşmana yer titrer korkudan.Haine öyle kızar ki , utancından kül olur hain.Neferlere öyle seslenir ki , şehadete koşarlar yıldırım gibi.Ve bayrağa ;
DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLAL!
OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ HELAL
EBEDİYYEN SANA YOK , IRKIMA YOK İZMİHLAL:
HAKKIDIR HÜR YAŞAMIŞ BAYRAĞIMIN HÜRRİYET
HAKKIDIR , HAKK’A TAPAN MİLLETİMİN İSTİKLAL!
Böyle bir ruh elbette böyle bağımsızlık aşığının gönlünde yer edinecektir.Teşekkür ederim büyük ecdadım, kendi payıma teşekkür ederim.Emanetin varoluş sebebimdir.Ne onlar , ne bunlar ne öteki ne beriki kimse ilişemez çünkü bu ecdadın evladına emaneti.
Ölümünün 75. yılında Mehmet Akif Ersoy’un önünde saygıyla eğiliyor , Yüce Allah’tan , ebediyette bu büyük ecdadıma komşu olmayı diliyorum.
Nagehan Penpeci
Haber Yorumları Yorum Eklemekanın cennnet olsun büyük şair... OGUZKAAN - 2011-12-27 19:09:20
Bu sitede yayınlanan içeriğin her hakkı Yüce Türk Milletine aittir.Kaynak gösterilerek yayınlanması hüsn-ü zandandır.2009-2011 Yazılım:Haber Sitesi Kur