Bürokrasi Yüksek Okulları Her ile,ilçeye açılan üniversiteler ve yüksek okullar mantar gibi türediler. Ne mezunları iş bulabiliyor ne de nitelikli eğitim veriliyor. 11 Ocak 2012 Çarşamba 00:53
Nüfusu ilçe olmaya bile yetmeyecek olanlar dahil, her ilimizde maşallah üniversiteler var. Neredeyse tüm ilçelerinde, üniversitelere bağlı yüksek okullar açıldı ve açılmakta. Bu kadar üniversite ve on katından daha fazla olan yüksek okulların mezunları, iş bulabiliyorlar mı? Torpille filan buldukları resmi işlerde, yeterince üretken ve yararlı olabiliyorlar mı? Bu kadar üniversitenin ve yüksek okulların, ülkemiz üretimine bir katkısı var mı?
İhracatımız artmış; rakamlar şişirilmediyse yüz otuz milyar dolar filan olmuş.
Fakat yalnızca ham madde ithalatımız, yüz altmış milyar dolara yakın çıkmış. Düşünün, yalnızca ham madde ithalatımız, ihracatımızdan daha yüksek! Ham olmayan, işlenmiş madde ithalatımızı da katarsak, durumun dengesiz bir felaket olduğu görülür. Daha düşük olan ihracatımızın çoğu ise, bu ham maddelere bir şeyler katılarak elde ediliyor.
Üniversitelerimiz ve yüksek okullarımız, ithal ettiğimiz ham maddeleri ve diğer ithalat kalemlerini ülkemizde üretecek insanlar yetiştirmeyi amaçlayan bir eğitim sistemine ve programa yönelmişler mi? Hayır hiç ilgisi yok!
Ülkemizi boğucu ithalattan, cari açıktan ve borçlardan kurtarmaya yönelik olmayan üniversitelerin ve yüksek okulların, ne yararı var? Çocuklar orada zaman yitireceklerine, ilköğretimden sonra meslek sahiplerinin yanında çıraklık yapsalar daha iyi! Hem ülkeye yararlı meslek öğrenirler; hem de para kazanırlar.
Ayrancıdaki evden yeni yerimize taşınmak için; fırın vs. gibi araçların gazla ve elektrikle ilgilerinin kesilmesi gerekiyordu. Çevredeki tüm sokakları dolaştım; her birinde bu işi yapacak birçok dükkan var. Fakat hepsinin kapılarına, "İşe gittik, bir saat sonra geleceğiz" gibi yazılar asılmış. Düşünün, 15-20 işyerindeki usta, kalfa ve çırakların hepsi işte! Demek ki, bu kadar eleman birkaç sokağın ihtiyacını karşılamıyor. Bu konuda daha çok çıraklar ve elemanlar olsa, onlara da iş var; para kazanacaklar.
Biz o eve taşındığımızda, Çankırılı Hasan adlı arkadaş, ufak bir yer kiralayıp musluk takma ve tamiri gibi ufak tefek işler yapmaya başlamıştı. Sonra 8-10 yaşlarında oğlu onunla gelmeye başladı; sonra ikinci oğlu ve sonra iki daha… Dört çocuk iş öğrenip babalarına yardım etmeye başladılar. Başkasını bulamayınca, biraz şımarmış olan onlara vardım. Üçü işe gitmiş, en büyükleri bir şeylerle meşgul; gelemedi. Sekiz on yıl önce, Hasan Bağ Kurdan emekli olup Hacca gitti. İş çocuklarına kaldı. Büyük işler yapıyorlar, ufağına gelmiyorlar.
Ankara'nın en yüksek tepesindeki 1100 metre rakımlı gökdelenler mahallesine taşındık. Bir de, ne göreyim? Burayı yapan burnu havadaki şirketin, gaz-su- elektrik işlerine de o uzaktaki çocuklar bakıyormuş. Yüksek okul diplomaları olsaydı; halen torpil bulup bir devlet işine yerleşmenin peşinde olacaklardı. Şimdi işe yetişemiyorlar; birçok servis arabaları var.
Almanya'nın doğal kaynakları kıt olduğu halde; dünyanın en kalkınmış ülkeleri listesinin başında bulunmasında ve neredeyse tüm Avrupa'yı sırtında taşımaya cesaret etmesinde; Alman eğitim sisteminin payı büyüktür; bu sistem onları zengin ediyor. Daha ilköğretim sonunda, herkes kabiliyetine uygun bir mesleğe yönlendiriliyor. Mezunlarının iş bulamaması diye bir kaygı yok. Çünkü katip olarak eğitilmiyorlar. Üretici olmak için hazırlanmışlar; işleri hazır. Bin daldan fazla çeşitlilikte tatbikatla ve üretimle iç-içe çıraklık okulları var. Okullar, nazariyeye ve bürokrasiye değil; doğrudan üretime yönlendirilmiş.
Bu sitede yayınlanan içeriğin her hakkı Yüce Türk Milletine aittir.Kaynak gösterilerek yayınlanması hüsn-ü zandandır.2009-2011 Yazılım:Haber Sitesi Kur