KamuGazetesi.Com | Memurlar, Kamu, Haber,
Son Dakika
İdarecilere Uzaktan Eğitim Verilecek Ziya Gökalp'e saldırılar; "Dinsiz olarak öldü" Amacımız, masadan istediklerimizi almak Ek Ödeme Pazartesi Masada İLKSAN İl Temsilcileri Seçimi 9 Haziran'da Yapılacak 23 Mayıs İş Bırakma ve DETAYLAR 4/C'LİLERE MÜJDE MASADAN OLUMLU HABERLER DE VAR İkili Eğitim Yapan Okul İdarecilerine Müjde ZAM BEKLEYEN MEMURLARA VERGİ ŞOKU !
İdarecilere Uzaktan Eğitim Verilecek
İdarecilere Uzaktan Eğitim Verilecek
 
Ek Ödeme Pazartesi Masada
Ek Ödeme Pazartesi Masada
 
MASADAN OLUMLU HABERLER DE VAR
MASADAN OLUMLU HABERLER DE VAR
 
4/C'LİLERE MÜJDE
4/C'LİLERE MÜJDE
Darbe Ürünü YÖK Kaldırılmalı
 
Darbe Ürünü YÖK Kaldırılmalı
Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu’nun “12 Eylül Darbesi Ürünü YÖK Kaldırılmalı,Özgür Bilim, Özerk Demokratik Üniversite İstiyoruz! ” başlıklı açıklama metni.
5 Kasım 2011 Cumartesi 20:43
Facebook
Google
Twitter
Yazdır

12 Eylül’ün manidar kurumlarından birisi kuşkusuz YÖK’tür. Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından üniversiteler üzerinde bir baskı aracı olarak kurulmuş ve bu özelliğinden 30 yıldır hiçbir şey kaybetmemiştir. AKP ise kendisine meşruiyet sağlamak için darbe karşıtlığı üzerinden sürekli gündemde kalmaya çalışmaktadır.

Hükümet, iktidarını üniversitelerin en ücra köşelerinde dahi hissettiren YÖK’ü kaldırma talebini görmezlikten gelmeye devam etmektedir. Çünkü YÖK, denetimi ve kontrolü tekeline alarak iktidarını hükümetlerin huzuruna sunabilen bir kurum olarak örgütlenmiştir. YÖK’ün siyasi iktidarların üniversiteler üzerindeki hem kalemi, hem kılıcı olma işlevi görmesi, AKP’nin Türk-İslam sentezi ideolojisi ile biçimlendirilmiş YÖK’ü neden koruyup kolladığını göstermektedir. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın, görevde olduğu 4 yılda yaptığı en önemli üç işi “Kontenjanın arttırılması, kılık kıyafet engelinin kaldırılması ve katsayı farkının azaltılması” diye sıralaması bu gerçeği açıkça ifade etmektedir.

YÖK üniversiteler üzerinde düzenin baskı aygıtı işlevi ile birlikte, üniversitelerin yeni liberal politikalar doğrultusunda yeniden yapılandırılmasında da etkin rol almıştır. YÖK’ün kuruluşu ile birlikte özel üniversiteler kurulmuş, kamu üniversitelerinde paralı eğitim uygulamaları harçlarla yaygınlaştırılmıştır. 

30 yıllık tarihi boyunca YÖK’ün yapmak istediği özünde sermayeyi üniversitelerde doğrudan etkin kılmak olmuştur. Bologna süreci ve YÖK’ün buna paralel olarak hazırladığı strateji raporu “üniversitelerin bir işletme olarak kendi kaynaklarını yaratması, öğrencilerin ekonomik gelir kaynağı olarak tanımlanması, bilginin piyasa için üretilerek üniversitelerin piyasada rekabet eder hale gelmesi” vb önlemleri içermektedir. Bu tanımlamanın benimsenmesinden itibaren özel üniversitelerin yanı sıra artık kamu üniversiteleri de işletme mantığı ile ele alınıp düzenlenmeye başlanmış, üniversitelerin kamusal niteliği büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştır.

Kamusal niteliğin ortadan kalkması bir yanıyla üniversiteyi bilimsellikten ve toplumsallıktan uzaklaştırıp piyasa aktörü haline getirirken, diğer yandan da öğrencilerin müşteri olarak daha fazla sömürülebilmesinin önünü açmaktadır. Gerek harç sisteminde yapılan düzenlemeler, gerekse banka kartlarından oluşturulan üniversite kimlik kartları bu müşterileştirme sürecinin geldiği boyutları açıkça göstermektedir.

Teknolojinin sadece denetim ve kontrol mekanizmaları hizmetine sunulduğu, özel güvenlik birimleri, turnikeler ve kameralar ile “yüksek koruma” altına alınan üniversitelerin kime ve neye karşı korunmak istendiği açıktır. Üzerinde bu kadar göz olan üniversite öğrencilerinin ve akademisyenlerin AKP’nin nazarından korunabilmelerinin tek yolu sunulanı sunulduğu kadarıyla kabul etmekten geçmektedir. Buna karşı direnmenin sonucunu ise gerek “paralı eğitime hayır” pankartı asan öğrencilerin, gerekse akademik faaliyetlerinden dolayı tutuklanan akademisyenlerin maruz kaldığı baskı, şiddet ve hukuksuzlukta görmek mümkündür.
Göreve gelmeden önce üniversitelerin politize olduğunu ifade eden YÖK Başkanı’nın üniversiteleri kastederek, “Ordu gibi işini yapmayıp siyasetle uğraşıyordu, şimdi mecramıza döndük” demesi kimin işini ordu gibi yaptığını göstermektedir. Yaklaşık 500 öğrencinin tutuklu olduğu, binlerce öğrencinin 12 Eylül ürünü disiplin yönetmelikleriyle soruşturmalardan geçirildiği ve akademisyenlerin düşüncelerinin hapsedilmeye çalışıldığı bir ülkede YÖK’ün günümüzdeki mecrasının generallerinkinden farklı olmadığı ortadadır.

Bu nedenle Eğitim Sen olarak, YÖK’ün kuruluşunun 30.  yılında;

·    12 Eylül Darbesi Ürünü YÖK Kaldırılsın Talebimizi Bir Kez Daha Vurguluyoruz!
·    Şirketleşmeye, Baskılara, Kadrolaşmaya HAYIR Diyoruz!
·    Parasız, Özgür, Demokratik Üniversite İstiyoruz!

Eğitim Sen olarak, üniversitelerin bütün bileşenleri ile birlikte özgür, eşit ve demokratik bir Türkiye; özgür bilim, özerk demokratik ve kamusal üniversite için YÖK ve sahip olduğu ideoloji ortadan kalkıncaya kadar mücadelemizi sürdürmeye kararlıyız.




Haber Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 Diğer Haberler
 
Yazarlar
Anket
Memurlara Tatmin Edici Bir Zam Yapılacağına İnanıyor musunuz?
Evet inanıyorum
Hayır inanmıyorum
Namaz Vakitleri
İmsak
3:46
Güneş
5:36
Öğlen
13:08
İkindi
17:02
Akşam
20:26
Yatsı
22:07
Tarihte Bugün
1969 Apollo Projesi: Apollo 10 fırlatıldı.
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Videogaleri
Fotogaleri
Finans
İMKB 100
56543
USD ALIŞ
1.8300
USD SATIŞ
1.8400
EURO ALIŞ
2.3170
EURO SATIŞ
2.3320
POUND ALIŞ
2.8660
POUND SATIŞ
2.9150
ALTIN ALIŞ
92.8180
ALTIN SATIŞ
93.3660
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Bu sitede yayınlanan içeriğin her hakkı Yüce Türk Milletine aittir.Kaynak gösterilerek yayınlanması hüsn-ü zandandır.2009-2011
Yazılım: Haber Sitesi Kur