Geri Sayım Ağacı Olduk MEB bir kez daha atağa geçerek, öğretmenlerin dönem başı çalışma azmini ve şevkini kırdı. 10 Şubat 2012 Cuma 23:43
Bu bilindik oyunların öğretmenler üzerinde bir kez daha oynanması, bakanlığın öğretmenleri oyuncak olarak değerlendirdiğinin en belirgin kanıtıdır. Elbette, sendikal girişimlerin de bakanlığın atağına karşılık vereceğini düşünüyorum. Hatta; Türk Eğitim Sen’in MEB’in ilgili yazısını, dava konusu edeceğini de belirtmek isterim.
Gelelim, özür tayin döneminde il ve ilçe milli eğitim müdürlüğü emrinin kaldırıldığına dayanak olan, bakanlığın çok konuşulan yazısındaki tutarsızlıklara. Bakanlık, eğitim öğretim hizmeti sunan yönetici ve öğretmenlerin sayısını vererek yazıya başlamış. Ardından Türkiye genelinde öğrenim gören öğrenci sayısı verilmiş. Sonrasında ise her yıl gerçekleştirilen özür atama dönemlerinde, özelikle güneydoğu ve doğu illerinden batı illerine öğretmen akışının fazlalığından dem vurulmuş. Bu durumun öğretimin aksamasına, öğrencilerin öğretmensiz kalmasına ve ücretli öğretmenlerin görevlendirilmesine sebebiyet verdiği dile getirilmiş. Buradan ise olumsuz olarak bakanlığa raporlanan her durumun, özür tayinine bağlandığı anlaşılmaktadır.
Her yeni bakanın elinde oyuncak olan öğretmenlerin, bu durum karşısında sineye çekmeden gereken tepkiyi göstermelerini öneriyorum. Zira; MEB’in her yeni atağına karşı gerekli tepki gösterildiği takdirde, Şubatta yapılmayacağı söylenen ama gösterilen tepkiler neticesinde şubat özür durumuna bağlı tayinin ve öğretmen tayinin gerçekleştirildiği gibi MEB konuya ilişkin geri adım atabilir. Bir an evvel öğretmenin özür tayin döneminde aile bütünlüğünün sağlanması açısından önem arz eden il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri emrine atama uygulaması hakkının öğretmene tekrardan iade edilmesinin MEB için en doğru seçenek olduğu kanısındayım. Aile bütünlüğünün sağlanmaması birçok ailenin dağılmasına neden olabilir. Toplumun en küçük yapı taşı olan ailenin bütünlüğünü sağlayamayan bir devletin yönetimi oldukça güç hale gelecektir.
MEB özellikle güneydoğu ve doğu illerinde özür durumuna bağlı yer değiştirmelerin sayısını azaltmak, öğretmen ihtiyacı fazla olan yerlerde bu ihtiyacı kapatmak amacındadır. Bu doğrultuda bakanlık özür durumuna bağlı yer değiştirmelerin yönünü doğudan batıya değil de batıdan doğuya doğru vermek istemektedir. MEB amacını, öğretmenlerin haklarını elinden alarak gerçekleştirmek istiyor. Ne yazıktır ki hakları en kolay alınan meslek grubu öğretmenler oldu. Bu durumda bir kez daha gösteriyor ki öğretmenlerin örgütlü yapılarda korkmadan mücadele etmeleri artık gerekli kılınmaktadır. Şimdi MEB’in yazısında yer alan tutarsızlıkları ayrı ayrı maddeleyerek değerlendirelim.
Öğretmen ihtiyacının bazı bölgelerde fazlalığından dem vuruyorsanız her atama döneminde en az 50 bin kadrolu öğretmen ataması gerçekleştirmelisiniz. Böylelikle ülke genelinde, her yıl atadığınız öğretmen sayısına bağlı olarak, en asgari sayıda ücretli öğretmen görevlendirmesi yapmış olursunuz. Ama bakanlık bu düşünceden çok uzaktadır. Zira; bakanlık 17 bin öğretmen atamasında bile, boş kontenjan kalacağını bile bile bazı alanlara fazladan kontenjan açmıştır. Böylelikle 17 bin atama yapılacak denmiş olmasına karşın 16 bin atama yapılmıştır. Nerden, nasıl kısarım kontenjanı derdinde olan bir bakanlığın her atama döneminde 50 bin öğretmen ataması imkansızdır. Öğretimin aksamasına sebep olan yalnızca özre bağlı olarak yer değiştiren öğretmenler olamaz. Özellikle öğretmeni, öğretmen ihtiyacının fazla olduğu yerlerde tutamamanın asıl nedenleri üzerinde düşünülmeli ve önlemler alınmalıdır. Şartların, imkanların iyi olduğu; götürüsünün getirisinden az olduğu yerlerde kim öğretmenlik yapmak istemez ki. Bakanlığın asıl konular üzerinde kafa yoracağı yerde yine öğretmenlerin tayin haklarını sınırlandırma yolunu seçmesi camiada öğretmenin konduğu yeri de gösteriyor aslında.
MEB’in yazının son kısmında, son aşamada ücretsiz izin kullanabilirsiniz, önerisi de MEB gözünde öğretmenin ücretsiz izne ayrılacak kadar zengin olduğunu gösteriyor. Böylelikle buradan yola çıkarak neden öğretmen maaşlarının yerinde saydığı da anlayabiliriz. ‘Eşim ve ben öğretmenim, çocuğum bir yıl yetim; bir yıl öksüz’ platformunun kurulması için ilgililerin girişimde bulunacağını tahmin ediyorum. Bundan sonrası için ümidimi korumama rağmen bakanlığın geri adım atmaması durumunda her ikisi de öğretmen olan çiftlerin birliktelikleri yalnızca evlendikleri gün olacak. Sonraki günlerde birbirlerine kavuşmak için gün saydıkları günler olacak.
Sayın bakanın bu konuda da geri adım atması için geri sayımı başlatıyorum. 200,199,198…
Bu sitede yayınlanan içeriğin her hakkı Yüce Türk Milletine aittir.Kaynak gösterilerek yayınlanması hüsn-ü zandandır.2009-2011 Yazılım:Haber Sitesi Kur