Kıbrıs Türktür Türk Kalacak 21-25 Aralık tarihleri arası Kıbrıs Mücadele ve Şehitler Haftası olarak anılmaktadır. 28 Aralık 2011 Çarşamba 09:10
Kara Çete” kuruldu. Pek de profesyonel olmasa da, halkın artan saldırılara karşı tepkisini ortaya koyması bakımından önemli bir kıvılcımdı. Kara çetenin ardından “Volkan” adıyla örgütlenen direnişçiler Lefkoşa merkez olmak üzere ada genelinde büyük bir yankı uyandırdılar, artık köşe başlarında, duvarlarda EOKA yazısının üstünde yazan bir şey daha vardı: “Kıbrıs Türk’tür Türk Kalacak!” haykırışı...İlk iki denemenin faturası çok ağır ödenmiş; toplu mezarlar ağzına kadar dolmuş, Kıbrıs Türk’ü yok oluşa sürüklenmişti. Fakat, küllerinden yeniden doğmaya alışkın bir kavmin evladı olan Kıbrıs Türk’ü, Türk’ün özgürlük sevdasının sadece destan metinlerinden ibaret olmadığını, tekrar kanıtlarcasına sefalet içerisinde kıvrandığını unutup, son bir silkinişle kurtuluşun anahtarı olan “Türk Mukavemet Teşkilatı” ve şanlı mücahitleri ile kana susamış Rum’a son yumruğunu, öyle sert bir şekilde indirecekti ki, bu deprem, yeni bir devleti çıkaracaktı gün yüzüne.
Kıbrıs’ın hangi şehrine, hangi köyüne gitseniz o yılları ve acıları canlı şahitlerinden dinleyebilirsiniz. Benim Kıbrıs’taki öğrencilik yıllarımda kaldığım evin sahibi, o yılların, mücahidiydi. Yaşlı annesiyle birlikte yaşayan Kemal Ağabey “Mutlu Barış Harekâtı” günlerinde, göklerden paraşütleriyle ovaya inen Mehmetçiğimize elleriyle nasıl su taşıdıklarını, Annesinin ve komşularının Mücahitlere gönüllü aşçılık yaptığı günleri gözyaşlarıyla anlatırdı.
Eğer Kıbrıs'a yolunuz düşerse, Muratağa’ya, Sandallar’a, Atlılar’a gidin, canlı canlı gömülen bebeklerin, av tüfeğiyle köyünü savunurken şehit edilen Mücahitlerin ruhlarına birer Fatiha hediye edin.
Mağusa’ya gidin. Gazi şehre, Mağusa’dan, Gazimagusa olşunu görün. Eski hastanenin duvarlarına kulağınızı dayayın ve bundan 38 yıl önce kapı önünde tamamını öldürmek için yaralıların uyumasını bekleyen Rumları oyalamak ve mücahitler yetişene kadar yaralıların moralini yukarıda tutmak için, gün doğana kadar koridorda bağıra bağıra Mehter marşı söyleyen doktorun sesini duyarsınız.
Ardından Lefkoşa’ya gidin. Orada Binbaşı Nihat İlhan’ın evini bulursunuz. Bugün Barbarlık Müzesi olarak muhafaza edilen ve ailesine mezar olan evinde, banyo küvetinde analarına sarılıp ağlayan çocukların çığlıklarını duyarsınız.
…
Aradan 37 yıl geçti ve Kıbrıs bambaşka bir görünüme kavuştu.
Değişmeyen bir tek şey var o da: Kıbrıs Türk’ünün Rauf Denktaş önderliğinde dünyaya haykırdığı o ses:
Bu sitede yayınlanan içeriğin her hakkı Yüce Türk Milletine aittir.Kaynak gösterilerek yayınlanması hüsn-ü zandandır.2009-2011 Yazılım:Haber Sitesi Kur