Küçük Yerlerin Küçük Hesapları Anadolu’nun küçük kasabalarında çalışanların ortak bir sızlanma konusu vardır.Küçük yerlerin küçük hesapları… 19 Şubat 2012 Pazar 01:14
Anadolu’nun küçük kasabalarında çalışanların ortak bir sızlanma konusu vardır.Küçük yerlerin küçük hesapları…Küçük hesap peşinde koşan küçük beyinli vizyonsuz yerel siyasilerin insanların ayaklarına vurdukları prangaların böyle yerlerde haddi hesabı yoktur.Kendileri iş yapmaz,yapmak isteyenlere de yaptırmazlar.Ama iş yapıyormuş gibi görünür, saltanatlarını devam ettirirler.
Memlekette kullanılan kamyon arkası yazıları ile :”işi bilecen,işe gitmicen,nerden geliyon diye soranlara da,işten geliyom diycen.”mealinde işler.
Hitap ettikleri kesim genellikle okumaz yazmaz,olayları ve olguları etraflıca değerlendirme yeteneğinden yoksun,olaylara at gözlüğü ile bakan,farklı fark ve desenlerin olabileceğini düşünemeyen,,farklı bir yaklaşım sergilemeyi aklının ucundan dahi geçirmeyen insanlardır.
Onların gözlerinde renkler ya siyah ya da beyazdır.Ara renkler ve tonlar yoktur.Böyle bir gözün insanlara kılavuzluğu ise evet/hayır;/he/yok;/serbest/yassah hemşerim gibi kelimelerle tanımlanan kısır döngüye hapsedilmiş bir hayattan başka bir yere götürmez.
Bu at gözlüğü ile görünen veya görüldüğü sanılan hayatın ayırma ve ayrışmaları vardır.Bu ayırma ve ayrışmalar ise
*Bazen partili/partisiz,
*Bazen zengin /fakir,
*Bazen doğulu batılı,
*Bazen Türk /Kürt,
*Bazen alevi /Sünni
*Bazen yerli/yabancı
*Bazen gelinti/gelmenti
*Bazen bizden/bizden olmayan,
*Bazen x partili/y partili,
*Z cemaatinden/W cemaatinden, gibi etiketlendirme yapılmakta buna göre ayrılma ve ayrışmalar olabilmektedir.
Oysa yukarda sayılan ve ayrılık olarak görünen veya bu zihniyetteki insanlar için ayrışma fırsatı olarak görünen bu etiketlerin hiç birisi insanların kendilerinin sahip olduğu veya taşımaktan hoşnut olduğu şeyler değildir.
Hiç kimse hangi ana babadan doğduğuna/doğacağına karar verme şanşına sahip olmadığı gibi kürt,türk,alevi Sünni,yerli, yabancı,doğulu batılı,olmaya da kendisi karar vermemiştir.Bu hayatın doğasında vardır.Kimin doğulu batılı olduğuna da bulunduğu yerin konumu karar verir.Sivas Malatya’ya göre batıda,Tokat’a göre doğudadır.
Şimdi böyle bir ayrım yaparak insanları etiketlemek doğru mudur?
Kimin ne kadar Türk kimin ne kadar Türk olduğunun bir ölçüsü, tartısı,skalası var mıdır?
Yerli mi bir yer için hayırlı yabancı mı hayırlı bunun kesin bir bilgi ile bilinme imkanı var mıdır?
Bir partiden olmak ya da olmamak,kesin bir tercih sebebi olmalımıdır?
Bu tür yaklaşımlar küçük hesaplar peşinde koşan,insanların cehaletini kullanan,onları bu tür anlamsız fikirlere uğraştırırken,kendi saltanatlarını,menfaatlerini korumaktan başka bir derdi olmayan menfaatçi megolaman insanların işidir.
Bu tür hasta beyinlerin en önemli sığınağı ise mikro milliyetçiliktir.Yani kendi ilinden,ilçesinden.köyünden,kasabasından olanı kayırma,ayırma,onlara hukuksuz da olsa bir öncelik ve ayrıcalık tanıma hastalığı…
Bakın ülkenin neresinde kalkınmamış,kendi kabuğunu kıramamış,sorunlar içinde debelenen bir yer görürseniz içine girin ve insanların özelliklerine derinlemesine bir gözlem yapın.Böyle hastalıklı beyinlerin marazi fikirlerle dolu kafalarının o yerin yöneticileri,ekabiri, fikir önderi olduklarını görürsünüz.
Tam zıddı da geçerlidir.Nerede kalkınmış,müreffeh,sorunlarını halletmiş,sanayileşmiş,işsizlik sorununu çözmüş,bir yer görürseniz,yabancılara kendilerini açmış,değişik fikirlere ,değişik girişimlere açık,hür düşünen,farklı renk ve desenlere tahammül kültürü olan yerler olduğuna tanıklık edersiniz.
Bu kültürün muhafazakarlıkla karıştırılmaması gerekir.Muhafazakarlık ile yobazlık farklı şeylerdir.Kendi kabuğunu kıramama hastalığı genellikle yobazlıktan kaynaklanır.Muhafazakarlık ise kalkınmaya,şeffaflığa,yeni fikirlere açıklığa,farklı renk ve desenlere saygı ve hoşgörüye engel değildir.
Yöneticiler tüm renk ve desenlere,farklı kültür ve inanışlara,farklı fikir ve düşüncelere tahammüllü,hoşgörü sahibi,olmalıdır.
Bu tür renk ve desenleri bir ayrışma yeri olarak görmek,art niyetli insanlara fırsat verme anlamına gelir ki,bu ülke ayrışma ve hizipçilikten çok çekmiş çok bedeller ödemiştir.
Eğitimciler olarak bu milleti ayakta tutan harç anlamındaki kültürel değerlere özel bir önem verilmeli,kardeşlik ruhu,değerler eğitimi içinde okullarımızda sürekli işlenmeli,kanatmaya müsait yaraların kaşınmamasına gayret gösterilmelidir.
Biz ne kadar adil ve kucaklayıcı olursak,işimiz o kadar rahat ve insanlarımız o kadar mutlu olacaktır.
Bu sitede yayınlanan içeriğin her hakkı Yüce Türk Milletine aittir.Kaynak gösterilerek yayınlanması hüsn-ü zandandır.2009-2011 Yazılım:Haber Sitesi Kur