Ek Ödemelere İlişkin Bir Hüküm İptal Edildi

Ana Sayfa » Sendikalar » Ömer Dinçer'in Karnesi Açıklandı

Ömer Dinçer'in Karnesi Açıklandı

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in karne notlarını açıkladı.

 
 
Ömer Dinçer'in Karnesi Açıklandı
TÜRK EĞİTİM-SEN BAKAN DİNÇER’E İLK KARNESİNİ VERDİ

 

ŞUBAT’TA 44 BİN ATAMA İSTİYORUZ

AKP iktidarı döneminde atama bekleyen öğretmen sayısı yıldan yıla artmıştır. Bugün 350 bin genç ellerinde diplomalarıyla öğrencilerine ders verecekleri günü beklemektedir. Yıllardır atama bekleyen öğretmenlerin dramı içimize kor bir ateş gibi düşerken, Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen atama politikasında herhangi bir değişiklik yapmaması, günü kurtaran bir yaklaşım içinde olması sorununun kangrenleşmesine yol açmıştır. Bu gidişle birkaç yıl içinde atama bekleyen öğretmen sayısı yarım milyonu bulacaktır. Üstelik Eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun 44 bin öğretmen atama sözü hala yerine getirilmemiştir. Bu söz Hükümetin ve dolayısıyla Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in de sözüdür. Ömer Dinçer bu sözün yerine getirilmemesinden dolayı özür dilemiştir. Bu takdir edilecek bir davranıştır, ancak, yeterli değildir. Sayın Bakan’dan beklenen; özrünün gereğini yaparak, öncelikle öğretmenlerin alacağı olan 44 bin atamayı yapmaktır.

Öte yandan Bakan Dinçer, öğretmen atamaları konusunda eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun durumuna düşmek istememekte, bu nedenle de öğretmen atamaları konusunda tarih vermemektedir. Oysa bu tavır Bakana puan kazandırmamakla birlikte aksine öğretmenlerin Dinçer’e olan güvenini, inancını daha da zayıflatmaktadır. Bakan öğretmen atamalarının ne zaman yapılacağına ilişkin sorularımızdan rahatsızlık duymamalıdır. Türk Eğitim-Sen olarak ataması yapılmayan öğretmenler adına tarih sormak bizim en tabi hakkımızken, Bakan’ın da buna cevap vermek asli vazifesidir. Bakan’ın ‘tarih veremem’ ya da ‘ne kadar atama yapılacağını bilmiyorum’ şeklindeki açıklamaları GÜVEN BUNALIMI oluşturmaktır. Biz ne kadar öğretmenin hangi tarihte atamasının yapılacağını bu ülkenin Milli Eğitim Bakanına sormayacağız da Madagaskar Cumhuriyeti’nin Bakanına mı soracağız?

Öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendilerine olan borcunu ödemesini isterken ve yaşadıkları belirsizliğe isyan ederken; Sayın Dinçer kafasını kuma gömemez, sessizliğe bürünemez. Sayın Bakan her ne kadar 76 bin, 126 bin, 138 bin şeklinde farklı rakamlar telaffuz etse de, sendikamızın tespitleri bugün Türkiye’de 200 bin öğretmen ihtiyacı olduğunu göstermektedir,

OECD ülkeleri ile kıyaslandığında ülkemizde öğretmen açığı daha net görülecektir. OECD ülkelerinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ortalama ilköğretimde 16, ortaöğretimde 13.5’dir. Bu rakam İsveç’te ilköğretimde 12.1, ortaöğretimde 12.3, İspanya’da ilköğretimde 13.3, ortaöğretimde 9.8, Macaristan’da 10.7, ortaöğretimde 11.8, Almanya’da ilköğretimde 17.4, ortaöğretimde 14.8, Lüksemburg’da 11.6, ortaöğretimde 9.1’dir. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ülkemizde ilköğretimde 21, ortaöğretimde 18’dir. Tabi ki bu ortalama rakamlar; derslik ve öğretmen dağılımının adaletli olmadığı ülkemizde bölge ve illere göre büyük farklılıklar göstermektedir. OECD ülkeleri baz alındığında ülkemizde öğretmen açığı ilköğretimde 157 bin 685, ortaöğretimde 71 bin 398 olmak üzere toplam 229 bin 083’tür. Kaldı ki Bakanlık bırakın 200 bin atamayı, kendi tespit ettiği sayıyı bile atamaktan aciz bir görünüm içerisindedir. Bakan Dinçer göreve geldiği günden bugüne topu topu 11 bin öğretmen ataması yapmıştır.

Hiç kimse 11 bin öğretmen atayarak başarılı olduğu ve eğitim-öğretimin sorunlarını çözdüğü iddiasında bulunmamalıdır. Gerçek başarı Hükümete gerekirse rest çekip söke söke hakkı olan atama sayısını almaktır. Bunun için de mangal gibi bir yüreğe, cesur ve kararlı adımlara ihtiyaç vardır. Bu noktada Türk Eğitim-Sen olarak Bakanlığın ŞUBAT AYINDA 44 BİN ATAMA SÖZÜNÜ YERİNE GETİRMESİNİ, 2012 YILINDA DA TOPLAM 100 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPMASINI İSTİYORUZ.

 

 

 

 

ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİĞE SON VERİLMELİ, TÜM ÖĞRETMENLER KADROLU OLARAK GÖREV YAPMALIDIR

                 Bilindiği gibi geçtiğimiz Haziran ayında sendikamızın uzun süreli ve büyük mücadelesi neticesinde sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmiş ve tüm sözleşmeliler kadroya alınmıştı. AKP iktidarı döneminde yaygınlaştırılan ve her fırsatta eleştirdiğimiz bu uygulamanın tamamen kaldırılması sevindiricidir. Ancak ücretli öğretmenlik uygulaması hala devam etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde 60 binin üzerinde ücretli öğretmen görev yapmaktadır. Kadrolu atama dururken, öğretmenleri iş güvencesinden yoksun olarak çalıştırmak, onlara girdiği ders başına ücret vermek daha doğrusu sömürmek vicdansızlıktır. Üstelik ücretli öğretmen çalıştırılması kadrolu istihdam modeli olmadığı için eğitim-öğretimin kalitesi düşmekte, verim azalmaktadır. Aylık ücreti 500 TL dahi olmayan insanlarla hangi eğitim-öğretimden bahsedebilirsiniz? Öte yandan iki yıllık ön lisans mezunları ya da Açıköğretim Fakültesi mezunları da ücretli öğretmenlik yapabilmektedir. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in bu ayıba son vermesi gerekirken, “öğretmen açığını ücretli öğretmenlerle gideriyoruz” demesi ÇAĞDAŞ NORMLARLA EĞİTİM-ÖĞRETİM YAPMA İDDİASINDA OLAN BİR ÜLKE İÇİN UTANÇ VERİCİDİR. Öğretmenlerin sadece kadrolu olarak istihdam edilmesi niçin bu kadar zordur? Farklı istihdam modelleri getirerek Türkiye geriye götürülmek mi istenmektedir?  Bu tablonun mimarlarını Türk Eğitim-Sen olarak şiddetle kınıyoruz.

 

DERSLİK AÇIĞI DA BÜYÜK YARA

MEB verilerine göre 2010-2011 Eğitim-Öğretim Yılında derslik başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 31, ortaöğretimde 34’tür. Ancak derslik açığı Büyükşehirler ile Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinde daha fazladır. Örneğin; derslik başına düşen öğrenci sayısı İstanbul’da ilköğretimde 45, ortaöğretimde 41; Bursa’da ilköğretimde 36, ortaöğretimde 39; Adana’da ilköğretimde 38, ortaöğretimde 40; Van’da ilköğretimde 45, ortaöğretimde 37; Şanlıurfa’da ilköğretimde 53, ortaöğretimde 42; Batman’da ilköğretimde 44, ortaöğretimde 56; Mardin’de ilköğretimde 42, ortaöğretimde 40’dır. OECD 2011 Bir Bakışta Eğitim Raporuna göre ise OECD ülkelerinde ortalama sınıf mevcudu ilköğretimde 21.4’tür. Bu rakam Avusturya’da 18.9, Çek Cumhuriyetinde 19.9, Estonya’da 18.1, İtalya’da 18.8, Portekiz’de 20.2, Meksika’da 19.9’dur.

 

MEB ŞUBAT AYINDA SAĞLIK VE EĞİTİM ÖZÜR GRUBU TAYİNLERİNİ YAPMALIDIR

Bilindiği gibi MEB Teşkilat Kanunu’yla özür grubu atamaları yılda bir defaya düşürüldü. Özür grubu atamalarına üç ay kala yapılan bu değişiklik tayin bekleyen binlerce öğretmeni şoke etti. Bunun üzerine Türk Eğitim-Sen olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın önünde özür grubu mağdurları ile birlikte büyük bir eylem yaptık. Eylemimizin ardından Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ile yaptığımız görüşmede, Bakan bu yıla mahsus olmak üzere özür grubu atamalarını Şubat ayında yapacağının sözünü verdi. Ancak bu görüşmeden yalnız bir gün sonra Milli Eğitim Bakanlığı sadece eş grubu özrünün yapılacağını duyurdu. Yani BAKAN DİNÇER SÖZÜNDE DURMAYAN İKİNCİ MİLLİ EĞİTİM BAKANI OLDU.

Oysa sağlık ve eğitim özrünü yok saymak her şeyden önce Anayasadaki eşitlik ilkesine aykırıdır. Özür grubu tayinlerini bir bütün olarak görmeyip, bu şekilde ayırmak tarihe not olarak düşülmesi gereken bir durumdur. Kanser hastası öğretmenin boşa harcayamayacağı dakikalara ihtiyacı varken ya da eğitimini sürdürmek için önünde fırsatı olan bir öğretmenin aylarca zaman kaybetmesi büyük bir adaletsizlikten; Bakan Dinçer’in bunları göz ardı ederek, sadece eş durumu tayin hakkı vermesinin haklı hiçbir gerekçesi olamaz. Diğer yandan Milli Eğitim Bakanlığı eğitim özrünü özür grubundan çıkaran bir taslak hazırladı. Kendisi de akademisyen olan Bakan Dinçer’in yüksek lisans ve doktora yapmak isteyen öğretmenlere niçin böylesine düşmanca tavır sergilediğini bir türlü anlayamadık. Buradan Sayın Dinçer’e sesleniyoruz: SayIn Bakan; yaptIğInIz yanlIştan dönün. Özür grubu mağdurlarInI bİr bütün olarak görerek, hepsİne tayİn hakkI verİn ve öğrenİm özrünü özür grubu arasIndan çIkaran taslağI rafa kaldIrIn.

 

 

 

 

3 BİN OKUL MÜDÜRÜNE SORUŞTURMA AÇILMIŞTIR. BAKAN DİNÇER SORUŞTURMALARI GERİ ÇEKMELİDİR

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer göreve geldiği günden beri tartışmalar eksik olmamıştır. Bu tartışmaların başında da Bakan’ın bağış alan okul müdürlerine soruşturma açması gelmektedir. Bakan Dinçer, okulların tüm yükünün okul müdürlerinin omuzlarında olduğu gerçeğini tek kalemde silmiş, okulların ödeneksizlikten inim inim inlediğini unutmuş, sanki okul müdürlerini keyfi yere öğrenciden para alan kişiler olarak göstererek, onlar hakkında gözünü kırpmadan soruşturma açmıştır. Okulların elektrik, su, yakıt, telefon parası, kırtasiye giderleri, boya-badana-tadilat, tebeşir, temizlik malzemeleri, kadrolu olmayan hizmetli personelin ücreti için ödenek ayrılması gerekmektedir. Ancak okul idarecileri ödenek yokluğundan dolayı bu ihtiyaçların parasını öğrencilerden almak durumundadır. Hatta bazı okullarımızda öğretmen ve idareciler kendi olanaklarıyla bu giderlerin bir kısmını karşılamaktadır. Bu gerçekleri göz ardı eden Bakan Dinçer, okul müdürlerini cezalandırmayı tercih etmiştir. Okul İdarecİlerİnİn ne şartlarda görev yaptIğInIn farkInda olmayan, onlarI sorunlarIyla tek başIna bIrakan, okullara ödenek verİlmedİĞİ İÇİN bağIş alan okul müdürlerİnİ cezalandIran, soruşturma açarken elİNİ vİcdanIna koymayan MİLLİ EĞİTİM BAKANINI kINIyoruz. Şu anda Türkiye genelinde 3 bin okul müdürüne soruşturma açılmıştır. Bakanın bu soruşturmaları geri çekmesini ve okullara yeterli ödenek sağlamasını istiyoruz.

 

EK ÖDEME ADALETSİZLİĞİ NE OLACAK? MİLLİ EĞİTİM BAKANI EĞİTİM ÇALIŞANLARINA NE ZAMAN SAHİP ÇIKACAK?

            Ek ödeme adaletsizliği en çok öğretmenler ile akademisyenleri vurmuştur. Eşit işe eşit ücret düzenlemesinde öğretmenleri, akademisyenleri ve diğer çalışanları yok sayan Hükümet, yüksek unvanlıları, kalburüstünü gözeten bir uygulama yapmıştır. Öğretmen, akademisyen, hizmetli, memur, teknisyen kısacası eğitim çalışanlarının tamamı bu ülkenin büyümesinden kendisine düşen payı alamamış, maaşları enflasyon karşısında erimiş, ücretleri girdilere yapılan zamlar karşısında kuşa dönmüştür. Tüm bunların üstüne ek ödemelerde yapılan adaletsizlik onların cebini iyiden iyiye boşaltmıştır. Tüm bunlar yaşanırken, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer eli kolu bağlı oturmakta, olan bitene sesini çıkarmamaktadır. Biz isterdik ki, Bakan Dinçer ağırlığını koysaydı ve eğitimcilerinden ek ödemeden yararlanmasını sağlasaydı. Milli Eğitim Bakanı Dinçer’in kendi personeline sahip çıkmayan, onların hakkını aramayan, eğitim çalışanlarının maddi koşullarını düzeltmek için girişimde bulunmayan bir yaklaşım içinde olması acı bir durumdur.

Kendİ çaLIŞANINI sahİplenmeyen bİr BakanIn eğİTİm camİasInIn dümenİne geçmesİ çok açIk söylüyoruz kİ, EĞİTİMCİLER İÇİN TALİHSİZLİKTİR.

 

BAKAN DİNÇER’İN İLK KARNESİ KIRIKLARLA DOLU

           Tüm bu sorunların gölgesinde 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılının ilk yarılını tamamlıyoruz. Öncelikle tüm eğitim çalışanlarına gösterdikleri gayretten dolayı teşekkür ediyor, öğrencilerimize başarılar diliyoruz. Türk Eğitim-Sen olarak Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e de ilk karnesini veriyoruz. Ancak Bakan’ın karne notları umut verici değil. İşte Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in karne notları:

           Yeterli sayıda öğretmen ataması yapılması 0, Derslik ve öğretmen açığının kapatılması 0, Ücretli öğretmen çalıştırarak insanları sömürme 100, Öğretmen ihtiyacı ile ilgili çelişkili bilgiler verme 100, Verdiği sözü tutma becerisi 0, Bağış alan okul müdürlerine soruşturma açma 100, Okul müdürlerini kaynak yetersizliği sorunu ile baş başa bırakma 100, Teşkilat Yasası ile adaletsiz uygulamalara imza atma 100, Performans Yönetim Sistemi ile eğitimcileri bezdirme, onlara haksızlık yapma 100, Eğitimin sorunlarını çözmede kararlılık ve beceri 0, Milli bayramlara sahip çıkma, 19 Mayıs’ı benimseme 0, Ataması yapılmayan öğretmenlere ‘başka iş bulsunlar’ gibi ilginç (!) bir öneride bulunma 100, Rotasyon uygulaması ile eğitim çalışanlarını yerinden etme becerisi 100, Eğitim çalışanları ile ilişkiler 0, Eğitim çalışanlarının maddi ve özlük haklarının iyileştirilmesi 0, Öğretmenlerin kaç gün tatil yaptığı hakkında bilgi sahibi olma 0, Eğitimci olmayan yönetici atama 100, Eğitim çalışanlarına sahip çıkma 0, Kazanılmış haklara aykırı uygulamalar 100, Geçici görevlendirmeleri iptal etme becerisi 50, İl Milli Eğitim Müdürlüğü atamalarında başarı gösterme 20.

             Görüldüğü üzere Bakan Dinçer’in karne notları çok zayıf. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in en iyi dersi ise geçici görevlendirmeleri iptal etmesidir. Bakan sadece bu dersinde kısmen başarılı olmuştur. Ancak Bakan’ın bununla ilgili ciddi eksikleri vardır. Şayet SayIn Dİnçer İKİNCİ dönemde de aynI performansI gösterİrse sINIfta kalacaktIr. TÜRK EĞİTİM-SEN OLARAK Bakan’dan İKİNCİ dönem derslerİne çok çalIŞMASINI VE BAŞARILI OLMASINI HEM KENDİSİ, HEM DE ÜLKEMİZİN EĞİTİM HAYATI İÇİN İSTİyoruz.

 

             Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 
Karneyi görmek için tıklayınız


 
 
19 Ocak 2012 Perşembe 10:07
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:58
  • Güneş06:44
  • Öğlen11:49
  • İkindi14:17
  • Akşam16:33
  • Yatsı18:06
 
Anket
MHP 1 Kasım seçimleri sonucunda olaganüstü konreye gider mi?
Hayır, kesinlikle gitmez.
Evet, gider.
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
30
22
4
4
70
2
Fenerbahçe
30
20
7
3
67
3
Torku Konyaspor
30
17
8
5
59
4
Medipol Başakşehir
30
13
10
7
49
5
Osmanlıspor FK
30
13
8
9
47
6
Galatasaray
30
11
11
8
44
7
Akhisar Bld.Spor
30
11
11
8
44
8
Kasımpaşa
30
12
7
11
43
9
Gençlerbirliği
30
12
5
13
41
10
Bursaspor
30
12
2
16
38
11
Trabzonspor
30
11
4
15
37
12
Antalyaspor
30
9
9
12
36
13
Kayserispor
30
7
11
12
32
14
Gaziantepspor
30
8
8
14
32
15
Çaykur Rizespor
30
7
10
13
31
16
Eskişehirspor
30
7
5
18
26
17
Medicana Sivasspor
30
5
10
15
25
18
Mersin İdman Yurdu
30
5
6
19
21
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1903 - Alberta'da (Kanada) meydana gelen toprak kaymasında 70 kişi öldü.
1916 - Kut'ül Ammare Kuşatmasında Halil Kut Paşa komutasındaki 6. Ordu Irak cephesinde Kut'ül Ammare kasabasında İngiliz Mezopotamya ordusunu teslim aldı.
1939 - Türk güreşçileri Yaşar Doğu ve Mustafa Çakmak 66 ve 87 kilolarda Avrupa ikincisi oldu.
1945 - İtalya'daki Alman birlikleri teslim oldu.
1945 - Sovyet tankları Berlin'e girdi. Sovyet askerleri şansölyelik binasının kapılarını zorlarken, Nazi lider Adolf Hitler, tabancayla intihar etti.
1945 - Adolf Hitler, Eva Braun ile Berlin'de evlendi ve Amiral Karl Dönitz'i veliahtı tayin etti.
1945 - Dachau Toplama Kampı, ABD Kara Kuvvetleri'ne bağlı 42. Piyade Tümeni ve diğer 7. Ordu birlikleri tarafından kurtuldu.
1949 - Sabahattin Ali'yi öldüren Ali Ertegin'in yargılanmasına başlandı.
1951 - Helsinki'de düzenlenen Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nı Türk Milli Takımı kazandı.
1955 - Güney Vietnam'da iç savaş başladı.
1959 - CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Ege illerini kapsayan yurt gezisine çıktı. Ankara garında ve Eskişehir tren istasyonunda halkın muhalefet lideriyle görüşmesi ve gösteri yapması polis tarafından engellendi.
1960 - Ankara ve İstanbul'da üniversiteler 1 ay süreyle kapatıldı. İstanbul Üniversitesi'nde gösterilere polisin silahlı müdahalesinde önceki gün bir öğrenci ölmüş, ayrıca sıkıyönetim ilan edilmişti.
1968 - Hair Müzikali Broadway'de perdelerini açtı.
1971 - Çetin Altan ve İlhan Selçuk 9 Mart 1971 darbe teşebbüsü ile ilgili olarak sorgulanmak üzere gözaltına alındılar.
1972 - Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay hükümeti kurma görevini eski başbakanlardan Suat Hayri Ürgüplü'ye verdi.
1979 - İstanbul'da 1 Mayıs günü sokağa çıkma yasağı uygulanacağı ilan edildi.
1979 - Süleyman Demirel, Türkiye Muhtarlar Federasyonu'nun 5. Genel Kurulu'nda "Türkiye Muhtarbaşı" seçildi.
1980 - 1 Mayıs'ın yasaklandığı il sayısı 30'a yükseldi.
1981 - Ankara Sıkıyönetim Askeri Savcılığı, MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş ve 219 sanık hakkında idam istemiyle dava açtı.
1983 - Resmi Gazete'de yayımlanan İçişleri Bakanlığı tebligatına göre, 12 Eylül askeri darbesinden sonra 242'si 10 yıl, 481'i 5 yıl olmak üzere toplam 723 kişi siyaset yasağı kapsamına alındı.
1986 - Yetkililer, 26 Nisan'da meydana gelen Çernobil kazası sonrası oluşan radyoaktif bulutların Türkiye'ye ulaşma olasılığının zayıf olduğunu iddia ettiler.
1986 - "Bir Yeni Cumhuriyet İçin" adlı kitabı nedeniyle 4. kez yargılanan Yalçın Küçük 1,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
1988 - İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli "Türkiye'nin 1 Mayıs diye bir bayramı yoktur" dedi.
1991 - Bengaldeş'te meydana gelen kasırga en az 138.000 kişinin ölümüne ve 10 milyon kişinin evsiz kalmasına neden oldu.
1992 - Los Angeles'da çıkan halk ayaklanmasında üç gün içinde 54 kişi öldü ve yüzlerce bina tahrip edildi.
2004 - Oldsmobile son otomobilini üretti. Şirket tam 107 yıldır otomobil üretimi yapıyordu.
2005 - Suriye, 29 yıl süren işgalin ardından Lübnan'dan tamamen çekildi.
2007 - İstanbul'da, Çağlayan Mitingi düzenlendi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
28.04.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu172633373947
 
On Numara
25.04.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu01050608091218282941454748495261656668697274
 
Sayısal Loto
23.04.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu050709182542
 
Şans Topu
27.04.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu111517262912
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık