Sabır Gerek Sabır… Eğitimde kaliteyi arttırma adına yürütülen çalışmalar hızla devam etmektedir. 29 Ekim 2011 Cumartesi 23:19
Eğitimde kaliteyi arttırma adına yürütülen çalışmalar hızla devam etmektedir.Ben de bir eğitimci olarak hem bu çalışmaları dikkatle takip etmekte hem de kendi çapımda destek sağlamaya çalışmaktayım. Son yıllarda tüm sınavlardaki düşüş hızla sürmekte ve tüm eğitim camiası bu düşüşün nedenini tespit çalışmalarına devam etmektedir.
Gelişen teknoloji ve içinde bulunduğumuz milenyum çağına gençlerimiz uyum sağlamaya devam etmekte ve bu süreçte bazı yönlerden ilerleme gösterirken bazı yönlerden de gerileme yaşanmaktadır. Teknolojiye ayak uydurma çabasındaki gençlerimiz iletişim açısından günden güne körelmektedir. Sanal ortamlarda geçirilen zaman, yüz yüze iletişimle geçirilen zamandan kat ve kat fazla durumdadır. Bu nedenle de gençlerin hayatları gerçeklikten uzaklaşmakta ve sanal bir yapıya bürünmektedir. Bir zamanlar ailesinin çabalarına rağmen tarlaya, bahçeye zar zor sürüne sürüne giden çocuklar, internet ortamında patlıcan, börülce yetiştirmekte, kendilerine çiftlikler kurmaktadır. Hayatında bir kez bile koyunu ineği sevmeyen, onlara dokunmayan çocuklarımız sanal ortamda onların sütlerini sağıp, satıp para kazanmaya çalışmaktadır. Para kazanma çabalarının amacı hayatlarını devam ettirmek değil sadece oyunda bir üst kademeye ulaşmaktır. Üzücü olansa gerçek hayatlarının hep alt kademede sabit kalmasıdır. Hatta düşüşte.
Yapılan çalışmalarda, üst kademedeki yöneticilerin istekleri ön planda tutulmakta, acil önlem planları dikkat çekmektedir. Fakat içinde bulunduğumuz kriz durumu bir anda meydana gelmemiştir ki bir anda çözüm bulunsun. Yapılacak birkaç etkinlikle sınav başarısının yükseltilmesi istenmekte ama henüz bunu başaracak ne bir kimse ne de bir değnek bulunamamaktadır. Türk toplumunun genel karakteristik yapısı burada da karşımıza çıkmaktadır. Sabırsızlık.
Uzun vadede başarının yakalanması için çok mükemmel bir planlama ve mükemmel uygulayıcılar olması gerekir. Büyük şirketlerin çalışma prensiplerine baktığımızda AR-GE çalışmaları dikkat çekmektedir. Ben böyle bir sisteme, milli eğitim camiasında da ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum. Oluşturulan bu ekipler sadece planlama üzerine çalışacak ve fikir üretmeye çalışacaklardır. Örneğin il merkezinde bir AR-GE ekibi kurulacak ve bu ekip üst kurul olarak faaliyetlerini sürdürecek. Daha sonra ilçelerde de bu biçimde ekipler oluşturulacak. Son olarak da okullarda AR-GE ekipleri kurulacak. İl ve ilçelerde oluşturulan AR-GE ekipleri bağımsız olacak ve derslere girmeyecek, okullarda görev yapmayacak. Okullarda kurulan ekiplerdeki öğretmenlerin ise ders programlarında kolaylık sağlanacak ve bu çalışmalar için kendilerine ek ders ödenecektir. Fakat bu ekip gönüllü kişilerden oluşmalıdır. Aksi halde yöneticilerin inisiyatiflerine bırakılırsa ekipteki öğretmenler zaten bellidir. Rehber öğretmen, bilgisayar öğretmeni ve İngilizce öğretmeni. Çünkü bu branştaki öğretmenler idarecilere göre okulda işe yaramayan gereksiz öğretmenlerdir. Bu anlayışın önüne geçilmesi için gönüllülük esasına göre ekip kurulmalıdır.
Bu sitede yayınlanan içeriğin her hakkı Yüce Türk Milletine aittir.Kaynak gösterilerek yayınlanması hüsn-ü zandandır.2009-2011 Yazılım:Haber Sitesi Kur