Türkiye Enerji Piyasası İçin Değerlendirmeler Uluslararası gelişmeler ve AB tam üyelik hedefi perspektifinde, Türkiye enerji sektöründe de, değişen ekonomik konjonktür ve artan özelleştirme faaliyetleri paralelinde özel kesimin daha aktif rol oynayabileceği bir yapıya dönüşüm öngörülmektedir. 11 Ekim 2011 Salı 22:16
Türkiye’de, gerek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın tarif ettiği enerji politikalarının ana ekseni olarak, gerekse 1990 sonrasında görev yapmış hükümetlerin programlarında yer aldığı üzere; Avrupa Birliği ve üye ülkelerdeki gelişmelere paralel olarak, enerji sektöründe verimliliğin artırılması, fiyatların düşürülmesi, yüksek hizmet standartlarının sunumu ve rekabet gücünün artırılması hedefi perspektifinde, AB genelinde ortak kurallar bazında fonksiyon gören bir enerji iç pazarının tesisini amaçlamaktadır.
Avrupa Birliği, reformların salt ulusal bazda gerçekleştirilmesinden ziyade, AB seviyesinde, enerji iç pazarının gelişmesine büyük önem vermektedir. Bu nedenle, AB elektrik ve doğal gaz direktifleri kapsamında, enerji iç pazarının tam rekabete açılması hedefi doğrultusunda, aşamalı bir pazar açılımı programı dâhilinde, tüketicilere enerji kaynağı tedarikçisini seçme serbestîsi sağlanması öngörülmektedir. Enerji iç pazarında, şebeke şirketlerince üçüncü tarafa erişim hakkı tanınması ve şebekeye erişimin, ayrım gözetmeyen, şeffaf ve adil fiyatlandırma dâhilinde düzenlenmesi öngörülmektedir. Bu meyanda, tüm üye ülkelere, en azından tarifelerin onaylanması veya metodolojilerinin belirlenmesi konusunda yetkiye sahip bağımsız düzenleyici kurulların oluşturulması zorunluluğu getirilmiştir. Ayrıca, her ne kadar mülkiyet bazında bir ayrıştırma öngörülmemekteyse de, dikey bütünleşmiş şirketlerin özellikle şebeke işletmelerinin yasal bazda ayrıştırılması vasıtasıyla çapraz sübvansiyonların önlenmesi ve şebeke erişiminin etkin ve ayrım gözetmeden gerçekleştirilmesi için asgari koşullar belirlenmiştir.
Uluslararası gelişmeler ve AB tam üyelik hedefi perspektifinde, Türkiye enerji sektöründe de, değişen ekonomik konjonktür ve artan özelleştirme faaliyetleri paralelinde özel kesimin daha aktif rol oynayabileceği bir yapıya dönüşüm öngörülmektedir.
Bu meyanda, elektrik ve doğal gaz sektörlerinde, enerji kaynaklarının üretiminden tüketimine kadar her aşamada özel kesimin en üst düzeyde yatırım ve işletme faaliyetlerine katılımı için yasal ve kurumsal değişiklikler yapılmıştır. Hukuki düzenlemeler ve yapısal reformlar çerçevesinde, özel ve kamu kesimi faaliyetlerinin düzenlenmesi, tüketici haklarının korunması, etkin ve verimli bir arz sistemi kurulması doğrultusunda, rekabete açık, etkin ve verimli işleyen bir elektrik piyasasının oluşturulması hedeflenmiştir.
Türkiye, mevcut yapısal özellikler ve geçiş dönemi gereksinimlerini göz önünde bulundurarak, pek çok Avrupa ülkesi gibi, söz konusu yeniden yapılanma ve liberalizasyonun gerçekleştirilmesi için aşamalı bir program benimsemiştir.
Pazar açılımı açısından, AB direktiflerinde öngörülen program dâhilinde, 2004 yılında, AB üye ülkelerinde, hane halkı tüketicileri haricindeki tüketicilere tedarikçilerini seçme serbestîsi sağlanmıştır. 2007 yılında ise tüm tüketicilerin tedarikçilerini seçme serbestîsini kazanması hedeflenmiştir. Türkiye’de, serbest tüketici tanımı getirilmiş olmasına karşın, henüz pazar açılım oranı AB seviyesinde bulunmamaktadır. Ancak, elektrik sektörüne ilişkin strateji belgesi kapsamında, elektrik piyasasında tam pazar açılımının 2011 yılında gerçekleştirilebileceği öngörülmektedir. Doğal gaz elektrik piyasasında ise, halen %80 olan pazar açıklığı oranının tüm tüketicileri kapsaması, BOTAŞ’ın yeniden yapılandırması sürecine paralel olarak gerçekleştirilebilecektir.
Tüm AB üye ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de, enerji elektrik piyasalarının, mali kaynaklar, insan kaynakları ve karar alma prosedürü açısından, elektrik piyasası faaliyetleri ile çıkar ilişkisi olmayan tam bağımsız düzenleyici kurullar tarafından düzenlenmesine, ilişkin hukuki ve idari yapı oluşturulmuştur. Halen, enerji elektrik piyasasının düzenlemesi, bağımsız bir düzenleyici kurum tarafından gerçekleştirilmektedir. İletim sitemi işletmecilerinin AB normlarında, yasal bazda ayrıştırılması konusunda, Elektrik sektöründe uyum sağlanmıştır.
Türkiye’nin AB direktiflerine uyum açısından, dağıtım şirketlerinin ayrıştırılması hususu en önemli noktadır. Gerek elektrik piyasası kanununda, gerekse doğal gaz elektrik piyasası kanununda, dağıtım sistemi işletmecisinin yasal bazda ayrıştırılmasına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. AB direktiflerine uyum açısından, her hangi bir strateji belgesinde bu konuya atıf yapılmamaktadır. Ancak, AB üye ülkeleri açısından, Fransa ve Polonya gibi ülkelerde de, dağıtım sistemi operatörü ayrıştırmasının halen muhasebe ayrıştırması seviyesinde bulunduğu ve AB’nde söz konusu uygulamanın 2007 yılından itibaren bağlayıcılık taşıyacağı dikkate alınırsa, Türkiye’nin bu konuda henüz vakti olduğu değerlendirilebilir.
Diğer taraftan, mevcut lisanslama uygulamaları kapsamında, dağıtım şirketlerinin yakın dönemde ayrıştırılmasında sorunlar yaşanacağı değerlendirildiğinde, her ne kadar AB tarafının yaklaşımının ne olacağı garanti edilemezse de, dağıtım sistemi operatörünün ayrıştırılmasının ertelenmesi için, müzakere sürecinde bir geçiş dönemi talep edilebilir.
Ancak, mevcut uygulamalar dâhilinde kazanılmış haklar yaratılmasından kaynaklanacak sorunlar yaşanmaması için, dağıtım sistemi ayrıştırmasına ilişkin olarak, bir an önce tedbir alınması gerekmektedir.
Bu sitede yayınlanan içeriğin her hakkı Yüce Türk Milletine aittir.Kaynak gösterilerek yayınlanması hüsn-ü zandandır.2009-2011 Yazılım:Haber Sitesi Kur