Gözleri kan kırmızısı: II Fuat YILMAZER 22 Şubat 2012 Çarşamba 00:23
Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun önemini düşünüyordu. Buna rağmen ortaya çıkan sonuç ilgi çekiciydi. Hiç bir millette böyle aydın yozlaşması olamazdı. Hiçbir millette tarihine ve bugününe küfür eden entelektüel olamazdı. Hiçbir millette Topraklarını ve stratejik kuruluşları birkaç yıllık gelirine satılan bir ülke olamazdı. Hiçbir zaman kendi milletine ihanet içinde olan Televizyon kanalları gazeteler, dergiler, yazarlar,çizerler Enteller, siyasetçi takımı bu kadar bol bulunamazdı. Kendini bu kadar küçük gören, aşağılık duygusuna kapılmış bir nesil olamazdı. Dünya hayatını sadece laylaylom gören bir nesil zor bulunurdu. Hiçbir millette dini duygularını ön plana çıkararak milli duygularına savaş açan onları kabul etmeyen inançlı kesim adı verilen sözde imanlılar olamazdı. Hiçbir millette vatan müdafaası yapan ordusuna karşı bir gizli düşmanlık olamazdı. Hiçbir millette Kendisinin varlık kaynağı ve devamlılık garantisi olan ordusunu şer güçlerle beraber yıpratmak için çalışan ruhsuz, gurursuz, soysuz olamazdı. Bu Türk milletinde hele hiç olmaması gerekirdi. Ama durum bu merkezde işin aslı ne acaba?. Bunun milletle,milletin özellikleri ile ilgisi yoktu. Şu anda Türk milleti öyle bir cenderenin içine alınmıştı ki uzun süredir, kendinden olan insanlar kendini idare etmiyordu. Uzun süredir milletin kendisi,senden olanlar tarafından idare ediliyorsun diye uyutuluyordu. Uzun süredir yüreği benim gibi çarpmayanlar,gözleri benim gözüm gibi görmeyenler, göğüsleri benim göğsüm gibi şereflice öne çıkmayanlar benim üzerimde hakimdi. Allah bu milletin yardımcısı olsun. Gelen haber acıydı.bu ikinci defa Hakkari bölgesinde 12 yavrumuz,ocak umutları,analarının biricik aşkları, babalarının tek dayanakları, bu milletin yarınları gelecekleri olan 12 yiğit daha şehit olmuştu. Kesik kesik,cılız cılız tepkiler verildi Bunun üzerine durulmazdı. durulamazdı. durulmamalı idi de. Bir yerlere tarihten gelen bir şeylerin denme zamanı geldi. Diyelim ve uzun süredir sessiz kaldık. bizim ne olduğumuzu hatırlatalım. Rahmetli babam tarafından Rahmetli Osman Bölükbaşı’naait olduğunu söylediği bir hikaye anlatırdı. Hikaye Şu… “Büyük baş hayvanlardan meydana gelen topluluğa sığır sürüsü denir.böyle bir sığır sürüsünde zaman zaman bilerek boğalar sürü içine bırakılır. sığırların neslinin devamı için birleşmelerine yardımcı olunur. Yine böyle bir durumda Boğa ineklerle haşir neşir olarak gelirken ilerde otlanmakta olan öküz (boğanın enenmişine,yani erkekliği bitirilmişine denir.) boğanın yaklaştığını görür. Bir yanlışlık olmasın sakata gelmeyelim diye oda yanındaki ineğe ilanı aşk eder. İnek yahu bu zamana kadar yanımızda idin.ihtiyacımız olduğu zamanlarda hiç kılın kıpırdamadı.şimdi neden yapıyorsun diye sorar. Verdiği cevap enteresan dır. Sus. belli etme, karşıdan boğa geliyor kendimin sakata gelmesini önlemek için yapıyorum der…” Acaba Boğanın birey olarak üzerimize geldiğini gördükten sonramı harekete geçelim diye düşündü.. Acı Acı. Sigarayı bıraktığı için yuvarlayıp siğara şekline getirdiği kağıttan derin bir nefes aldı…. Ve….. Köşe Yazısı Yorumları Yorum EkleBu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
Bu sitede yayınlanan içeriğin her hakkı Yüce Türk Milletine aittir.Kaynak gösterilerek yayınlanması hüsn-ü zandandır.2009-2011 Yazılım:Haber Sitesi Kur